Mustafa Ali ÖZTÜRK

Tarih: 29.12.2015 09:19

EMR OLUNDUĞUMUZ GİBİ

Facebook Twitter Linked-in

EMR OLUNDUĞUMUZ GİBİ

Faşizme karşıyız deyip kendinden olmayanı susturmak? Özgürlükçü, demokrat, ilerici, çağdaş olan(!) bir üniversitedeki müstebit güruhun kendileri dışındaki insanlara yaşam hakkı vermek istememeleri sonucu yaşanan iğrenç bir olaya şahit olduk geçtiğimiz günlerde? Edindiğim bilgilere göre olay ?adına öğrenci kolektifi denen ama kendinden başka kimseye yaşam hakkı tanımayan faşist güruhun saldırısıymış.? Bilim yuvası, sandığımız ancak bilim üretmekten uzak, ideolojik saplantı sarmalında yok olmuş beyinler sarmış başkentin göbeğindeki ?seçkin üniversitemizi?.

Dünyada ve ülkemizde bazı gruplar insanlara, birer esirci gözüyle bakıyor ve insanların da esir gibi davranmasını bekliyorlar. Hürriyetten bahsediyorlar; ama kendilerinin çizdiği sınırlar içinde bir özgürlük tanımı öngörüyorlar. Kendi düşledikleri sınırsız özgürlüğün binde birini esir olarak gördükleri kişilere yakıştıramıyorlar. Onların özgürlük isteklerini duyduklarında bile çileden çıkıyorlar. Bu ülkede birilerinin inanç bağlamında yaşama ihtimalleri bile birilerini bunaltmaya ve saldırganlaştırmaya yetiyor. Yukarıda bahsettiğim olayın temelinde de bunun olduğunu düşünüyorum.

Fikir sahibi olmak insan olmanın bir gerekliliğidir. Hem fikir sahibi olmak hem de karşıt da olsa diğer fikir sahiplerine ?şiddet yanlısı, ölüm kokan fikirler hariç- saygı duymak gereklidir. Fikir sahibi olduğumuzda fikirleri anlatmalıyız, paylaşmalıyız; ancak bundan da ötesi yaşamalıyız. Aksiyon adamı olmak lazım, düşünülen üretilen veya inanılan düşünceler yaşama uyarlanmalıdır. Ayrıca bu uyarlamalar intibak kabiliyetinden de yoksun olmamalı, yaşanılan devre uyum sağlanmalıdır.

Fikir sahibi olurken doğru fikirleri edinmeye çalışmalıyız. Ancak doğru fikirler sadece mecmua, dergi, gazete, kitap ya da görsel medyadan öğrenilemez. Çünkü bu saydığım yayın organlarının az ya da çok öznel bir yanları vardır. Salt doğruya ulaşmak için gözlem ve deney de şarttır. Yaşanmışlıklar kişiliğin ve fikirlerin oluşmasında çok önemlidir. Yoksa sadece birilerini şartsız takip edersek esir ve esirci ikileminden kurtulamayız.

İlim, dünyanın yapı taşlarından biridir. Ancak ilimin de bir vicdanı vardır. İnsanlar ölmesin diye kanser hastalığına ilacı da bilim insanları üretir, toptan bütün insanlar ölsün diye atom bombasını da ilim yoluyla bilim insanları üretir. Birinin temelinde vicdan varken diğeri tamamen vicdansızlığın bir ürünüdür. Kansere çare bulmaya çalışan ödüllü bilim adamı Aziz Sancar´ın vicdanı ile bu aralar atom bombasını kullanmayı düşleyen Putin ve onun emrindeki Rus bilim adamlarının vicdanını iyi etüt edelim. Yukarıda bahsettiğimiz kolektiflerin de hangi vicdanla ve kimin yanında saf tutabileceği üzerinde kafa yoralım.

?Sevmeden bakan insanın gördüğü karanlıktır.? diyeli tam kırk yıl olmuş üstat. Demek ki o zamanlar da karanlık bakan gözler varmış; ama şimdiki karanlık gözlerin eline su dökemezler diye düşünüyorum. Dünya bir yıkım savaşının eşiğine sürüklenirken buna alet olmaya hazır gönüllü gözler görüyorum bol bol. Beyinler dumura uğramış, yozlaşmış ve yok olmanın arifesinde çırpınıyor. Yanlış, doğru ile fena halde karışmış durumda. Neyin doğru olduğunu neyin yanlış olduğunu ayırt etmek ise çok güç. Bu yüzden fikirlerimizi oluştururken gözlem ve deneye muhtacız. Yoksa bu karmaşada şeytanın peşine takılıp sürüklenebiliriz.

Yine üstat buyurmuş ki: ?Her insan, her topluluk ömrünün bir noktasında hayvani ve insani hayat arasında bir tercih yapmak zorundadır. Şeytanın gerçek gıdası toplumların insanlıktan uzaklaşmaları ve hayvanlaşmalarıdır.? Bu günlerde toplum olarak galiba böyle bir tercihin eşiğindeyiz. Şeytanın hedefi insanı madde hudutları içinde sıkıştırıp tuzağa düşürmekmiş. Biz bu tuzağa düşmemeliyiz. İnsani hayatı tercih edebilir ve dünyayı yaşanılabilir bir mekân haline getirebiliriz ve başta insan olmak üzere bütün yaratılanları yaşatabiliriz. Bizde o güç var.

Öldürmek ve yok etmek Allah´ tan rol çalmak anlamına gelir ve bunun sonu ölümden sonra felakettir. Katilleri gerçek bir azabın beklediği aşikârdır. Küresel katiller dünya üzerinde bol bol mazlum kanı dökmektedir. Bunların taşeronu olmamak, şeytana uşaklık yapmamak için özümüze dönüp ?emr olunduğumuz gibi dosdoğru ol?malıyız. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —