Günümüzde her yıl 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlanır. Peki kutlanan bugüne isim olarak verilen ?Çocuk Hakları? kavramı nedir? Nasıl tanımlanır? Çocuk Hakları, kanuni veya ahlaki olarak dünyadaki tüm(!) çocukların doğduğu andan itibaren sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma, yaşama, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma hakları olarak belirlenen evrensel bir kavram olarak belirlenir.
Yaşadığımız zamanlarda dünya çocukları daha doğmadan başlayan ve çocukluğun farklı dönemlerinde devam eden birçok haksızlıkla karşı karşıya kalmaktalar. Yaşadıkları haksızlıklar neticesinde çoğunun yaşam hakları ellerinden alınan yani öldürülen çocuklar hayatta kalabilirlerse de onulmaz psikolojik rahatsızlıklarla pençeleşmek zorunda kalmaktalar. Günümüz çocukları şiddetin ve istismarın her türlüsü ile her an karşı karşıyalar. Şiddetin ve istismarın karşısında maalesef ne yazılı kanunlar (yasalar) ne de sözlü kanunlar (ahlak kuralları) duramamakta ve durumun vahameti hızla artarak devam etmektedir.
İşin en çelişkili yönü ise yazılı ya da sözlü kanunları koyanlar da bu kurallara uymayıp çocuklara haksızlık yapanlar da yetişkinler. Bir yanda çocukları türlü tehlike ve haksızlıklardan korumaya çalışan merhametli, namuslu insanlar bir yanda ise çocuklara türlü şiddet ve istismarın mimarı namussuz, merhametsiz yaratıklar.
Çocuklara zarar verenlerin milyonda biri cezalandırılırken geri kalanları bir şekilde cezasız kalıyor. En başta dünyamızda yarınların umudu olan çocukların başına bomba yağdıran caniler cezasız kalıyor. Filistin´de ruhsuz merhametsiz İsrail askerleri tarafından Müslüman çocuklara türlü işkence ve istismar uygulanıyor. Doğu Türkistan´da Türk çocuklarına acımasızca Çin işkenceleri uygulanıyor. Suriye´de, Irak´ta, Afganistan´da, Afrika kıtasında, Güney Amerika kıtasında çocuklar hep mağdur ve mahzun. Onlara bu durumlara reva görenler ise ceza almak bir yana hala iş başındalar ve mağdur çocukların sayısını artırmaktalar.
Düşünüyorum? Bir gece emperyal katiller tarafından öldürülmemek için kaçarken karanlık ve soğuk deniz sularında boğulup karaya vuran, insanlığın yüz karası meşhur(!) Aylan bebeğimiz ya da Myanmar´da ırkçı Budist çetelerden kaçarken çamura saplanıp cansız kalan isimsiz bebeğimiz bu haklardan yararlanamadı ve yararlanamayacak. Afrika ülkelerinde açlıktan ve hastalıktan ölüme terkedilen çocuklarımız, dünyanın birçok yerinde işçi olarak çalıştırılan çocuklarımız, tecavüze uğrayıp ruhları talan edilen çocuklarımız, öksüz ve yetim kalan çocuklarımız, sakat bırakılmış çocuklarımız bu hakları ne zaman kullanacak? Tabi ki kullanamayacak?
Bunca haksızlık ve istismar karşısında çocuklar ise hep edilgen durumdalar, hep pasif durumdalar. Bence artık imkânı olan, gücü yeten çocuklar da bu konuda bir şeyler yapmalı. Haksızlığa uğrayan akranları için başta kendi aralarında olmak üzere tüm alanlarda konuşmalılar. Artık çocuk hakları konusunda çocuklar da kendilerini ifade etmeli, haksızlıkları protesto edip çözüm yolları konusunda katkıda bulunmalılar. Bu konuda yazıp, çizmeliler. Çocuk Hakları konusunda oluşturulacak farkındalık konusunda başat bir rol oynamalılar. Bunu kendileri ve dünya çocukları için yapmamalılar.
Çocuklar çocuk haklarını ve yaşanan çocuk hakları ihlallerini konuşa konuşa büyümeliler. Böylelikle dimağlarına yerleşen bu konuda, büyüyüp ülke yönetimlerinde söz sahibi olduklarında daha gerçekçi ve uygulanabilir adımlar atabilirler. Çocuklara karşı suç işlemekten daha uzak durabilirler. Çocuklara bu konuda en büyük desteği de başta anne ve babaları ile öğretmenleri vermeli onları ?Çocuk Hakları? konusunda bilinçlendirmelidir ve yüreklendirmelidir. Çocuklar yaşayarak, farkına vararak evrensel çocuk haklarını öğrenmelidir.
Bizler de bir zamanlar çocuk olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız ve ona göre bir tavır belirlemeliyiz. Çünkü çocuklar ölmemeli, çocuklar istismar edilmemeli-sömürülmemeli, çocuklar mutlu ve sağlıklı olmalı, çocuklar huzur dolu bir dünyada yaşamalıdır.
Ahlar vahlar arasında yitip gitmemelidir minicik yürekler. ?Allah´tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.? diyen Peygamberimizin izinden gidip tüm çocukların adil bir dünyada yaşaması için çalışan bir nefer olmalıyız. Bu bizim öncelikli ödevlerimizden biri.
Bu yazı vesilesi ile öğrendiğim ve bir meslektaşı olarak ülkemizde 1930 yılında dünyada ilk kez Çocuk Hakları Bildirgesini Taksim Meydanı´nda okuyan yılmaz bir çocuk hakları savunucusu, öğretmen Nakiye Elgün ile ?Küçük hanımlar, küçük beyler... Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymeti olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız... ve Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.? diyerek Mustafa Kemal Atatürk´ü hayırla yad ediyorum.
Sonuç olarak ?Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz bu dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık.? sözü bugün daha bir anlamlı ve bize ?Emanet aldığımız bu dünyanın sahiplerine hak ettikleri haklarla birlikte teslim edelim.? sözünü söyletiyor.
Selam ve dua ile kalın sağlıcakla.