İsmail Gürol UĞURLU


Osmanlının, GİRİT AÇILIMI ile YİTİRDİKLERİ (II)

Osmanlının, GİRİT AÇILIMI ile YİTİRDİKLERİ (II)


Osmanlının, GİRİT AÇILIMI ile YİTİRDİKLERİ (II) 

OSMANLI´nın 1878´de Ruslara yenilmesi Girit´te yeni bir ayaklanmaya neden oldu. Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu; evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular.

Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Onların bastırmalarıyla, diğer Osmanlı vilayetlerinden farklı, Girit´e özel imtiyazlar tanındı; yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı.

25 Ekim 1878´deki bu Halepa Sözleşmesi/Açılımı şöyle olacaktı:

1. Girit Valisi sadece Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı.

2. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı.

3. Hıristiyan kaymakamlar Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı.

4. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti.

5. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti.

Osmanlı bu açılıma da ?Evet? dedi. ?Yeter ki kardeşkanı dursun,? diyordu.

Fotyadi Paşa, Sava Paşa, Kostaki Anthopulos Paşa, Nikolaki Sartinski Paşa gibi isimleri sırasıyla Girit´e vali atadı. Diyeceksiniz Artık bu açılım adaya sükûnet getirmiştir! Hayır?

Açılımın üçüncü aşaması: Avrupa´ya müdahale hakkı

1885-1888 de Girit iki ayaklanmaya daha sahne oldu. Fakat en büyük isyan 1896´da oldu. Artık taraflardan biri asker değildi; Ağride, Kaliveste, Resmoda, Hanyada vd. 250 yıldır birlikte yaşayan komşular birbirine silah sıkmaya başladı. Girit yanıyordu.

Tabii yine beklenen oldu; Britanya & İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya olaylara müdahale etti. Asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit´e gönderdiler. Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar.

1. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı.

2. Bu Vali, adada karışıklık çıkması halinde Batıdan silah ve asker yardımı isteyebilecekti.

3. Hemen genel af ilan edilecekti.

4. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı.

5. Avrupalı hukukçular adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı.

Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. Başkent İstanbul´un Girit´te açılım yapmaktan başı dönmüştü.

Ancak 25 Ağustos 1896 Nizamname / açılımı Girit´ten kopuşu hızlandırdı. Elleri silahlı Rumlar artık şehir merkezlerinde bile gezip, kimseden korkmadan Türkleri öldürmeye başladı. Bu cinayetler sonucu, Amcaoğlu Hüseyin, Bedeloğlu Mehmet, Bunacuoğlu Selim Ağanın çoban oğlu, Yanatoğlu Halim, Salih Kaziyatoğlu, Güldanoğlu Hüseyin, Muradoğlu Hasan, Osman Korethaki gibi yüzlerce Türk öldürüldü. Resmolu Hüseyin Subaşaki gibi Türkler şehit edildikten sonra, hıncını alamayan asiler tarafından kafatası bıçak ve sopalarla delik deşik edildi. Türkler korunaksızdı.

Girit´in Hıristiyan valisi, kasten Osmanlıdan asker yardımı istemiyordu; Türklerin Girit´ten gitmesini istiyordu. Girit´te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Tek tek öldürmeler kısa zamanda toplu katliamlara neden oldu. Elida, Ahladina, Nisiya, Balyovici, Sika, Lisinsi, Mulina, İskalavos, Handra, Akriba, Lamnon, Ziru gibi Türk köyleri yakılıp yıkıldı; Müslüman ahalisi öldürüldü.

Türkler adadan kaçış yolu arıyordu artık. Hanya ve Resmo´da altmış bin Müslüman sığınmacı kurtarılmayı bekliyordu. Giritli Müslümanlar, açılım gereği Osmanlının Girit´e asker çıkaramayacağını anlayınca, İran Şahı Muzafferiddin Handan yardım istedi!

Sadece Girit´te değil Yanya´daki feryatlara Avrupalının kulağı kapalıydı.

Sonunda Osmanlı, 18 Nisan 1897´de Yunanistan´a savaş açtı. Beklendiği gibi bir ay gibi kısa sürede Yunan ordusunu perişan etti. Türk Ordusu Atina´ya girecekken, Rus Çarı II. Nikolay´ın isteği ve Britanya & İngiltere´nin baskısıyla II. Abdülhamid Türk Ordusunu durdurdu.

Yapılan barış görüşmelerinde galip Osmanlı, bırakın bir avuç toprak almayı, savaş tazminatını bile alamadı. Aksine Girit´teki nüfuzunu kaybetti?

Açılımın dördüncü aşaması: Girit Özerk/Otonom ilan edildi

DİYECEKSİNİZ ki, Osmanlı ordusu, Yunanlıları yenince Girit´teki Rumlar korkup sinmişlerdir. Ne gezer! En acıklısı Girit´te yaşandı. Türkler, Rumları kesecek iddiasıyla Avrupa devletleri (Britanya & İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya) adaya asker çıkardı. Asayişi artık onların askeri sağlayacaktı!

O halde Girit´te Türk askerine gerek var mıydı? Diyorlardı ki, Osmanlı askeri gidince Rumlar bir daha ayaklanmazdı!

Gülmeyiniz, aynı gerekçeler günümüzde Kıbrıs(KKTC) ve Türkiye Güneydoğusu için de söyleniyor?

1. Avrupa´nın bu kandırmasıyla Türk askeri 1898´de Girit´ten çekildi.

2. Ada özerk ilan edildi.

3. Girit´in kaderi, Avrupalılara bırakıldı. Avrupalılar, Rumların ve Türklerin can ve mal güvenliklerini güvence altına aldıktan sonra adadan ayrılacaklardı. Girit´e böylece barış gelecekti. Harika!

4. Tabii bu arada bir şart daha ileri sürüldü: Girit valisini seçme hakkı Osmanlı padişahına bırakıldı. Ancak istisnai bir durum vardı; büyük devletlerin o valiyi onaylaması gerekiyordu. Yoksa kendileri atama yapacaklardı. Ne oldu dersiniz; Osmanlının karşı koymasına rağmen Prens Otto Girit Valisi yapıldı.

Kısa bir süre sonra dört devlet adadan çekildi. Rumlar hemen adaya Yunan bayrağı çekti. Hani barış gelecekti; beyaz güvercinler uçacaktı adanın üzerinde? Osmanlı büyük bir diplomasi başarısıyla (!) bayrağı indirtti. Karşılık olarak, Avrupa ülkelerinin ve Yunanistan´ın tepkisini çekmemek için, İstanbul´da sahnelenen Girit adlı tiyatro oyununu sansürledi. Şaka gibi?

Ve sonuç: Toprak Kaybı

OSMANLI, Avrupalı dört devletin oyalayıcı sözlerine, teminatlarına ve ?açılım masallar?ına hep inandı. Bunun karşılığında Girit´i kaybetti. Bu da şöyle oldu: 1910´da Girit Meclisi Yunanistan´la birleşme kararı aldı. Anadolu´nun birçok yerinde mitingler yapıldı; Türkler, Girit´te savaşmak için gönüllü asker olma müracaatında bulundu; Yunan malları boykot edildi, gemileri Osmanlı limanlarına sokulmadı; Osmanlı konuyu Lahey Hakem Mahkemesine götürmek istedi vs. vs.

Bunların pek yaptırımı olmadı. Girit onca açılıma rağmen 1913´te Osmanlının elinden kuş olup uçtu, gitti! Giden toprağın yüzölçümü 8.336 kilometrekare idi...

Yani...

Yanisi şu: ?Açılım? sözünü duyduğunuzda hemen Osmanlı´daki açılımların sonuçlarını anımsamalısınız. Ders çıkarmalısınız. Girit sadece bir örnektir,

Unutmayınız ki Osmanlı, topraklarının çoğunu diplomasi oyunlarıyla kaybetti.

Ayrıca; İngiliz Ajanı Binbaşı Noel, Cecil John Edmonds isimlerini ve Şark-Doğu Meselesi konusunu araştırınız ... 1806´lardan beri ŞARK-Doğu Meselesi içinde İNGİLİZ&RUSS (Britanya-INGILTERE & Rusya) kontrolünde ve tekelinde çıkarılan artarak devam eden Kurdıstancı Ayaklanmalar ve İsyanlar ile ilgili olarak.

Mayıs ayının en önemli olaylarından birisidir Girit´in kaybedilmesi. Neden kaybettik bunu bilen varmı yoktur. Size söyleyeyim AÇILIM. Hala Açılımı destekleyenler tarihini bilmeyenlerdir. Bu yazıyı bilhassa Açılımı hala destekleyenlerin dikkatlice okumasını tavsiye ederim. Saygılarımla.