Mustafa Ali ÖZTÜRK


KORKUT ATA

KORKUT ATA


KORKUT ATA

Korkut Ata (Dede Korkut), Oğuz Türklerinin eski destanlarında yüceltip kutsallaştırılmış; bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen, kabile teşkilatını koruyan yarı-efsanevi bir bilgedir ve Türkler´ in en eski destanı olan Dede Korkut Kitabı´ndaki hikâyelerin anlatıcısı ozandır. [1] Her milletin ve kültürün Korkut Ata benzeri efsaneleşmiş büyük şahsiyetleri vardır. Korkut Ata Turan coğrafyasının -Türklerin- oluşturduğu kültürü mayalayan önemli değerlerden biridir. Biz bugün Korkut Ata´yı ne kadar tanıyoruz? Genç kuşaklara hangi ölçüde tanıtıyoruz bu ulu bilgeyi? Hikâyeleri ve efsaneleri dilden dile dolaşması geren bu ulu çınarın anlatıları ne kadar gündemimizde?

Adı, tarihî kaynaklarda ve çeşitli Oğuz rivayetlerinde kimi zaman sadece ?Korkut?, kimi zaman ?Korkut Ata? olarak geçer; Batı Türkçesinde ?Dede Korkut? olarak da anılır. Sirderya havzasında tespit edilmiş halk anlatıları onu bir baksı (Şaman) olarak tanıtırken yazılı kaynaklarda hükümdarlara vezirlik, müşavirlik yapmış bir Müslüman Türk velisi olarak tanıtılmıştır.

Oğuzların İslâm´ı kabul edişlerinden önceki dönemlerin bir kâhini (kam, baksı) olduğu, İslâmlaşma sürecinde kültürel değişime paralel olarak bir evliya kimliğine büründüğü düşünülür. [2] Ebü´l-Hayr-ı Rûmî´nin kaleme aldığı ve Saru Saltuk´u konu alan Saltukname (1480)´ye göre Korkut Ata Osmanoğulları ile aynı soydandır. Eserin ikinci ve üçüncü cildinde Osmanoğulları´nın soyu İshak peygamberin oğlu Ays nesline dayandırılmakta ve Korkut Ata soyundan oldukları belirtilmektedir.[3]

Halk anlatılarında Korkut Ata eşsiz bir halk şairi, kopuz ve dombranın mucidi olarak tanıtılmıştır. Kopuz çalmak ve şamanlık yapmak için kendisinin Ata ruhlar tarafından görevlendirildiğine inanılır. Karakalpakistan´ da derlenmiş bir efsane onun kopuzun nasıl yapılacağına olağanüstü varlıklardan öğrenmiştir.3

Bir başka söylenceye göre hızlı koşan devesine binerek halkının sonsuza dek yaşayacağı cennet gibi bir mekan arayan Ata Korkut, ?ölümsüz hiçbir şey yokmuş? fikrine gelmiş ve sonsuz hayatı kopuzun ezgilerinde aramaya başlamış; nesilden nesile geçen kıymetli sözler ve ezgiler üretmiştir. Şiir ve ezginin atası kabul edilen Korkut Ata şimdilerde halk arasında tanınırlığını yitirse de Türk kültürü ve Turan Coğrafyasını birleştirici özelliği ile önemini hala korumaktadır.

TÜRK edebiyatı tarihinin en büyük âlimlerinden Prof. Fuat Köprülü´nün, derslerinde söylediği bir söz; Dede Korkut ve eserinin önemini anlatması bakımından çok önemlidir: ?Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut´u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.?

Dede Korkut Kitabı´nın bugün elde, biri Dresden´de, öbürü Vatikan´da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır. Bu iki nüshaya dayanarak eserin ilmî neşri Prof Dr. Muharrem Ergin tarafından yapılmış, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü tarafından yayınlanmıştır (Ankara. 1964). Ne yazık ki Dede Korkut Kitabı´nın asılları bizim elimizde bile değil. Ve yine ne yazik ki bu büyük eserin bir nüshası Vatikan´da diğeri ise Almaya´ nın Saksonya Eyaletinde bir şehir olan Dresden´de. Bizim koruyamadığımız bu büyük eser yabancıların elinde esir. Değerini bilmediğimiz bu eser taa Almanyalara kaçırılmış. Hristiyanların kutsal kütüphanelerine hapsedilmiş ama çoğumuzun haberi bile yok.

Türk dünyası için önemi yadsınamaz Dede Korkut´un. Dede Korkut yeterince genç nesillere ulaşamıyor, ulaştırılmıyor. Mesela Dede Korkutun hikâyeleri çizgi roman şeklinde günümüz gençlerinin hizmetine sunulabilir. Tiyatro eseri olarak çocuklara, büyüklere farklı versiyonlarda seri oyunlar halinde oynanabilir. Sinema filmleri çekilebilir. Dede Korkut´ta geçen ve Türk milletine tarih boyunca ışık olan, geçmiş ve geleceği aynı anda gösteren bu değerli kıssalar, şiirler, hikâyeler ve efsaneler günümüz toplumunun da hizmetine sunulabilir. Belki yukarıda saydıklarım yapılıyor ya da yapılmış olabilir ancak bana göre istenilen seviyede değil.

Milli değerlerimiz bizi biz yapan değerlerdir. Dede Korkut´ta milli değerlerimizden biridir. Türk milletinin oluşumundan beri Türk dilinde hikayeleri anlatılır durur. Küreselleşen dünyada özümüzü kaybetmemek için Dede Korkut Kitabı gibi eserlere ihtiyacımız var. Benliğimizi korumak için, asimile olmamak için Dede Korkut´ u okuyup okutmalı, dinleyip dinletmeli, izleyip izlettirmeliyiz. 

Yazımı Kitab-ı Dede Korkut´un sonundaki şu güzel dua ile sonlandırmak istiyorum. Kalın sağlıcakla? 

?Dua edeyim hanım : ölüm vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın. Aksakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürcekli ananın yeri cennet olsun. Kadir Mevla seni namerde muhtaç etmesin. Akalnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Âmin âmin diyenler Tanrı´nın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı Muhammed Mustafa "ya bağışlasın hanım hey!...?

[1] Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9

[2] Hasan Özdemir, Dede Korkut´un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2

[3] Şükrü Haluk Akalın, Kitab-ı Dede Korkut ve Anadolu Türk Destanlarından Saltuknâme, Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Milletler Arası dede Korkut Şenlikleri, 7-9 Nisan 2000, Bakû