Mustafa Ali ÖZTÜRK


DİLİMİZ VE SONUMUZ

DİLİMİZ VE SONUMUZ


DİLİMİZ VE SONUMUZ

?Ataların bize miras bıraktığı iki şeyden biri bugünkü Türk vatanı ise ikincisi Türkçedir.? Edebiyat tarihçisi, yazar, şair ve öğretmen Nihat Sami Banarlı´nın bu sözü, son zamanlarda üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir söz. Çünkü vatanı vatan yapan hasletlerin en başında adeta bir kumandan edasıyla durur dil. Bundan dolayı vatanı vatan yapan asıl unsurlardan biri dildir. Bir toprak parçasında hangi dil kullanılıyorsa orası konuşulan dilin vatanıdır. 

Dil ne kadar ihtişamlıysa, ne kadar kendini geliştirmişse, ne kadar tarihin derinliklerinden akıp gelip çağın ötesine geçebilmişse, konuşanları tarafından ne kadar özenli kullanılıp başka dilleri de etkileyebiliyorsa o kadar etkilidir, ihtişamlıdır, büyüktür. Önce ana dil olarak konuşanlar sonrasında ise tüm dünya milletleri büyük dillerin nimetlerinden mutlaka yararlanırlar. Bir zamanlar Türkçeden yararlandıkları gibi, bu gün İngilizceden yararlanmanın ötesinde İngilizce konuştukları gibi.

Türkçe binlerce yıllık tarihiyle dünyanın kadim dillerinden biridir. Çok geniş bir coğrafyada konuşulan Türkçe özellikle Osmanlı Devleti zamanında zirve yapmıştır. İlişkili olduğu ya da komşu olduğu dilleri fazlasıyla etkilemiştir. Ancak son zamanlarda etkileme işi etkilenmeye dönüşmüştür. Etkilenmeler yıkıcı boyutlara ulaşmıştır. Yıkıcı boyutlara ulaşmasında çağın getirdiği sebepler ve topluma sürekli Türkçeyi hakir gören ve bilinçli ya da bilinçsiz olarak özensiz kullanan sanatçıların, edebiyatçıların ve de şöhretlerin payı yadsınamaz. Bir de Sosyal medya araçlarının ve bu araçların meydana getirdiği kendine has bozuk, yarım yamalak dilin etkisi ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Günümüzde sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla insanlarımız özellikle gençlerimiz çok okumaktalar. Ancak sosyal medyada kullanılan dilin özensizliği ve denetimsizliği aynı zamanda klavyenin başına her oturanın kendini yazar olarak görmesinden dolayı dilimiz bir enkaz haline ve son radde de içindekiler de bir çöp yığını haline gelmiştir.

İnternet (genel ağ) yazım yanlışları, anlatım bozuklukları ve hatalı bilgilerle dolu bir mecradır. Hatalı bilgilerin yazım yanlışlarıyla süslenmesi ve anlatım bozukluklarıyla cilalanması genç beyinlerin hatta tüm insanların dimağlarında ve yaşam şekillerinde oluşturduğu tahribatın ve zararlarını görüyoruz toplum içinde. Dilin inceliğinin, nezaketin, samimiyetin yok olduğunu, hızlı bir şekilde kaba bir toplum olma yolunda ilerlediğimizi üzülerek görmekteyim. Bunun nedeni ise

artık insanların zihinlerinde kabalık belirtisi kelime ve cümlelerin daha çok yer kaplamasıdır. İnsanlar zihinlerinde olanları yaşar. 

Yazılı ve görsel anlatılardaki özensiz dil kullanımı, kontrolsüz bir kamyon gibi ilerlemekte, ilerlerken ise asıl kullanmamız gereken kelimeleri ezip geçmekte, un ufak etmekte hatta bazı kelimelerimizi ve deyişlerimizi kullanımdan kaldırmaktadır.

İnce, zarif, kuralına göre konuşmaya çalışanlar hor görülmekte, hafife alınmakta adeta güzel konuştuğu için cezalandırılmaktadır. En kötüsü de bu televizyonda ya da sinema ve tiyatro gibi alanlarda mizah(!) kisvesi altında yerden yere vurulmaktadır. Bu durumda bu bilinç üstü ya da altı tacizlere maruz kalan insanlar kabalaşmaktadır. Küfürlü, ahlaki yönden sıkıntılı, sanatsal değeri olmayan eserler, yayınlar, filmler, programlar sıkça takip edilip bol bol tanıtımı yapılırken, gerçek sanat eserleri, düzgün dil kullanan eser ya da filmler izlenmemektedir. Bunun zararını ise toplumumuz çekmektedir ve artan bir tazyikle etkisini artıracaktır.

Başta küçük çocuklarımız olmak üzere toplumun her kesimi hak etmediği halde kaba dilin, küfrün şiddetine ve tacizine uğramaktadırlar. Bunu engellemek toplum olarak elimizdedir. Bunu engellemek için öncelikle bahsettiğimiz olumsuz örnekleri gençlerimizden uzak tutmalıyız. Başta aileler olmak üzere tüm toplum kötü örnekleri en ağır şekilde eleştirmeli aynı zamanda da olumsuz örneklerin yaşandığı mecralardan uzaklaşmalı, yakınlarını uzaklaştırmalıdır. Bol bol okunmalı ancak okunan materyallerde seçici davranılmalı öyle her yazılan okunmamalıdır. 

Okumayanın değil okuyanın gerçekten takdir edildiği, yarım yamalak, yalan yanlış konuşanın/ yazanın değil düzgün konuşanın dinlenildiği/okunduğu bir ortamda dil kendini geliştirebilir, kendisini konuşan insanları terbiye edebilir, muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkarabilir. Yabancı bir dille ya da karışık bir dille ne bilimde ne sanatta ne de başka bir alanda bir arpa boyu yol alamayız. Kendini ifade edemediği için mutsuz ve şiddet aşığı bir insan yığınının altında eziliriz.