İsmail Gürol UĞURLU


Atatürk´ün Soyu ve Sülalesi

Atatürk´ün Soyu ve Sülalesi


Atatürk´ün Soyu ve Sülalesi 

Geçen hafta Cumhuriyetimizin kurucusu olan Atatürk ve onun manevi evladı Afet İnan hanımefendiye bazı kendini bilmez kişiler iftira atma cüretini göstermişlerdir. Bu kişiler Atatürk´ü yeterince tanısalardı bu tür saygısızca laflar etmezlerdi.

Atatürk´e saldırmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ?ne, büyük Türk Milletine ve Türklüğe saldırmak demektir. Atatürk düşerse Türklük düşer. Bunu çok iyi bilen iç ve dış mihrakların ortak hedefinde işte bu nedenle Atatürk vardır.

Atatürk´ü tanıtmak ve sevdirmek için Atatürk´ün Ana-Baba Soyu ile ilgili bir yazıyı 2016 yılının Kasım ayı içersinde kaleme almıştım. Türk Kültürü Dergisinin 1974 yılı Kasım ayı sayı 154 te yayınlanan bu yazıyı sizlerle paylaşmıştım.19 Mayıs Gençlik Spor ve Atatürk´ü anma bayramının arifesinde bu yazıyı tekrar özetliyerek sizlere sunmak istedim. Bu yazı Atatürk´e dil uzatanlara bir cevap niteliğindedir.Atamiza sahip çıkalım ve 19 Mayıs Gençlik Spor ve Atatürk´ü anma bayramına katılarak alanları dolduralım.

 Türk olmakla her zaman iftihar eden ve: ?Benim hayatta yegâne fahrim servetim Türklükten başka bir şey değildir? diyen Atatürk´e Makedonya tarihinde bir ?sülale name? aramağa kalkıştılar. Atatürk ise, kendine bir ?kişizadelik? vermek isteyenlere karşı, Avrupa Hun Hükümdarı Attila´nın bir sözünü tekrar etmekten hoşlanırdı.

Attila, Roma kapılarına dayandığı vakit sırmalı elbiseler ve altın yıldızlı kasketlerle kendisini karşılamaya gelen Romalı prenslere: ?Gerçi ben sizler gibi yüksek asalet unvanları taşımıyorum ama asil bir milletten olduğumu biliyorum? (Hikmet Tanyu, Atatürk ve Türk Milliyetçiliği s.144) demişti. İşte Atatürk, Attila´nın bu sözünü sık sık tekrar eder, asil ve şerefli bir millete mensup olduğunu gururla belirtirdi.

 Atatürk´ün babası Ali Rıza Efendi´nin nüfus kaydında, Yukarı Debreli Sancağı Kocacık nahiyesinde doğmuş yerli (miri) Yörük taifesinden Kızılca veya Kızıl Hafız Mehmet oğlu Ali Rıza Aluş Efendi diye kayıt mevcuttur. Görüldüğü gibi kalk dilinde Ali kelimesi ?Aliş? ve ? Aluş? şeklinde söylenmektedir. Manastır, Kavala, Selanik, Serez ve Karaferya vilayeti halkı için tutulan ve halen İstanbul vilayeti devlet arşivinde mevcut ? Defter hane? defteri veya ?İl Yazıcı? defteri adı ile anılan 950 nolu defterin 82, 1051 tarihli defterin 469 sıra numarasına kayıtlı YÖRÜK ve TÜRKMEN aşiretlerine ait bilgilerde: ?Devleti Osmaniye mülkünde oturan ve ?MİRİ YÖRÜKAN? adı ile anılan Manastır Vilayeti´nde ?Kızıl kocalılar?, Selanik Vilayetinde ?Karagözlü Karakocalılar?, Kareferya ve Tırhal´a da ?Tanrı Dağlı, Turhallı, Turalı?, Serez ve Kavala´da ?Konyarlı?, Drama ve Gümülcine sancaklarında ?Akdağlı_ Aktavlı? ve ?Naldöken? Yörüklerinin ve Türkmen halkının oturduğu kayıtlıdır.(Türk Kültürü, Aylık Dergi Kasım 1974 sayı:145 / 7-8)

 Bu Yörük ve Türkmen aşiretleri Osmanlı döneminde İkinci Murat ve oğlu Fatih zamanında Sivas, Tokat, Ankara, Amasya, Konya, Isparta ve Aydın ile Balıkesir dolaylarından getirilerek adı geçen yerlere yerleştirilmişlerdir. Atatürk´te : ? Benim atalarım Anadolu´dan Rumeli´ye göçmüşlerdir? derdi.

 Atatürk´ün soyunu 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu´ya özellikle Sivas ile Tokat illerimiz arasındaki Kelkit vadisine yerleşen KIZIL OĞUZ TÜRKLERİ´ ne bağlayanlar da vardır. Bu Kızıl Oğuz Türkmenleri´ de Fatih zamanında Evronosoğlu Ali Bey komutasında Rumeli´de fethedilen Selanik ve Manastır bölgelerine yerleştirilmişlerdir.

 Atatürk´ün annesi Zübeyde Hanım Osmanlı devrinde, Fatih Sultan Mehmet zamanında Anadolu ´dan-İzmir´den Rumeli´ye göçen ve Selanik yakınlarındaki Langaza´da toprak işleri ile uğraşan bir Türkmen ailesi olan Hacı Sofi ailesindendir. Babası: Sofuzade Feyzullah (Sadullah) Ağa, annesi: Molla Hanım olarak anılan Ayşe Hanım´dır. Döneminde kadınların okula gitmesi yaygın olmadığı için, okuryazar oluşu nedeniyle kendisi de Zübeyde Molla olarak anılırdı.

Hacı Sofi gibi dinine bağlı bir aileden geldiği için kendisi de öyleydi. Türk tarih kitaplarında sıkça geçen, eğitim sisteminin karışık olduğu bir dönemde, Mustafa Kemal´in ne tür bir okula gideceği konusundaki tartışmalarda Zübeyde Hanım´ın, dini eğitim veren Mahalle Mektebi´ne gitmesinde ısrarcı oluşu bu yüzdendir. Selanik´te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza Efendi ile 1871 yılında henüz 14 yaşında iken evlenmiştir.