Tarih: 03.08.2021 06:12

Gecekonduda yaşamın hikayesini anlattı 

Facebook Twitter Linked-in

SARUHANLI - Çocukluğunu ve ilk gençliğini yaşadığı İzmir’in gecekondu semtlerinden Limontepe’yi yazan Dr. Leyla Bektaş Ata, doktora tezine dayanan ‘Limontepe’de Yaşamak, Büyümek, Beklemek: Kentsel Dönüşüm Öncesi Bir Mahalle Anlatısı’  kitabını çıkardı.

EGİKAD’dan tam destek

Ege İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Pınar Kılıç, kitabın kent belleği için çok önemli bir eser olduğunu belirterek, kitabı herkese tavsiye ettiğini söyledi.

Kılıç, “Kadınların hayatlarına ve deneyimlerine ‘onların kendi ifadeleriyle’ yer veren, kadın diline ve deneyimine gömülü bir teori üretmeye olanak tanıyan; Dr. Leyla Bektaş Ata, doktora tezine dayanan ‘Limontepe’de Yaşamak, Büyümek, Beklemek: Kentsel Dönüşüm Öncesi Bir Mahalle Anlatısı’ adlı kitabını bu araştırmada çok önemli konumdaki kadın deneyimini kent yoksulluğu deneyimi ile birlikte okuyucu ile paylaşmasını çok değerli buluyorum. Çalışma, feminist araştırma ve anlatı kodlarına dayanarak üretilmiş. Kitap, mekanın bilgisini sınıflar, cinsiyetler ve nesiller boyunca aktarıyor. Kitap aynı zamanda her gün önünden geçtiğim, günün belirli saatlerinde eril bir yapı kazanan Limontepe’nin kadınlar için tekinsiz bir alan haline gelmesi, mevcut yapılanmanın kent hafızasından gecekondu bölgelerini dışlama pratiklerini araştırma ve buradaki kadınlara destek olabilmenin heyecanını taşıyor. Bun dan sonra da EGİKAD olarak bu tür projeleri her zaman destekleyeceğiz” dedi.

İzmir’in hafızasına Limontepe izi

Kitabın sürecini Ege İş Kadınları Derneği (EGİKAD) Yönetim Kurulu üyelerine anlatan Ata, “İdealKent Yayınları’ndan çıkan bu kitabım, 2019 İlhan Tekeli Doktora Tez Ödülü almış olan tezime dayanıyor” dedi.  Çocukluğunu ve ilk gençliğini geçirdiği mahalleye araştırmacı olarak dönen Leyla Bektaş Ata, kentsel dönüşüm öncesinde İzmir’in hafızasına Limontepe’nin izini bırakmayı hedeflediğini söyledi.

Gecekondu mahallelerinin tarihine, buradaki yaşama dair bilgi ve belgeye kent arşivinde pek yer verilmediğini ifade eden Ata, “Bu sebeple bu bölgeleri çalışmanın tek yolu oraya gitmek ve mahallelinin şahitliğine başvurmaktır. Mahallenin kuruluşunu, geçirdiği değişimi ve bugün kentsel dönüşüm sürecinde yaşananları sözlü tarih yoluyla iki kuşak sakinlerden dinledim. Bu kitap bir mahalle hikayesi anlatıyor bize. Metropol kentte gecekondulu olmayı, gecekondulu olarak kent hayatına katılmayı,gecekonduyu kentin bir parçası kılmak için verilen mücadeleyi anlatıyor” dedi. 

Hayat öyküleri, aile albümleri var

Kitabın yaşayanların hayat öykülerinden, aile albümlerinden, kent politikalarından beslenerek ortaya çıktığını söyleyen Ata, “Adından da anlaşıldığı gibi bir gecekondu mahallesinde yaşamanın, büyümenin ve belirsizliğin mekânında her an yıkım ya da dönüşüm olacağını beklemenin nasıl bir deneyim olduğunu açığa çıkarmaya çalışıyor. Ben de kişisel olarak kendi hayat hikayemin mekânsal izlerini aramak için bu yolculuğa çıktım ve 2017 yılında uzun süre mahallede bulundum. Gözlem ve görüşmeler yaptım. Kent arşivini, belediyeleri, şehir plancıları odasını ve daha birçok resmî kurumu ziyaret ettim.Kitapta araştırmayı yürütme sürecime ve bu esnada karşılaştıklarıma da yer verdim” diye konuştu.

“Yazsak roman olur”

Kitabın yaşadıklarını “yazsak roman olur!” diyenlerin hikayesini anlattığını ifade eden Ata, sözlerini şöyle tamamladı: “Saha araştırmam için kentsel dönüşümün eşiğindeki gecekondu mahallesi sakinlerinin kapısını çaldığımda en sık duyduğum cümle buydu: “Yazsak roman olur!” Yaşadıklarını, hayal ettiklerini, erişebildiklerini, hak ettiklerini, elde edemediklerini, o vakte dek dile getiremediklerini... Şimdilik roman değil, bir mahallenin kuruluş, gelişim ve dönüşüm sürecini yaşayanların hayat anlatıları yoluyla inşa etmeye çalıştığım bir mahalle hikâyesi oldu. Bir dönem benim de ailemle yaşadığım bir mahallenin hikâyesi.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —