İsmail Gürol UĞURLU

Tarih: 01.08.2016 18:32

HADDİNİ AŞANLARA

Facebook Twitter Linked-in

Geçen hafta bir büyüğümüzle yapmış olduğum sohbet esnasında bana anlattığı çok önemli bir olayı sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü anlatılanlar bu gün milletçe yaşadığımız ve atlatmak üzere olduğumuz travmayı anımsatıyor.

Halife Harun Reşit, Bermek ailesinden olan veziri Cafer bin Yahya ile birlikte, Sarayın bahçesinde gezerken, canı ?meyve? çekiyor... Elmayı dalından koparmak için uzanıyor, ne var ki; orta boylu olduğu için, meyveye yetişemiyor!..

Veziri Yahya´ya diyor ki;

?Omzuma çık, o meyveyi kopar ve bana ver!?

Vezir zayıf olduğu için, Halife´nin omzuna çıkıyor ve meyveyi koparıp, veriyor...

Meyveyi yiyen Halife Harun Reşit, ?çok lezzetliymiş? diyor, ?Bana bahçıvanı çağırın... Bu lezzetli meyveden dolayı onu ödüllendireceğim.?

Zaten az ileride duran ve olan-biteni  hayretle seyreden bahçıvan geliyor..

Halife, ona; ?Sana bir ödül vereceğim, dile benden ne dilersen.? diyor...

Bahçıvan diyor ki;

?Sultanım, sizden bir tek isteğim olacak... Bana, benim Bermek´i olmadığıma dair bir belge verir misiniz??

Halife şaşırıyor!..

Ve ?Herkes devlet kademesinde görev almak için bir Bermek´i şeceresi uydururken, herkes Bermek´i olmaya can atarken, sen niye Bermek´i olmadığına dair belge istiyorsun ki?.. Kaldı ki, sen bir Bermek´isin!..  Bermek´i olmaktan niye kaçınıyorsun?..? diyor.

Belgeyi almakta ısrar eden bahçıvan diyor ki; ?Evet, bir Bermek´im... Ama mademki, benden bir istekte bulunmamı istediniz... Ben bu belgeyi istiyorum, başka da bir isteğim yok!?

Halife Harun Reşit de; ?Madem ısrar ediyorsun, istediğin belgeyi vereceğim sana? diyor ve daha sonra da, o belgeyi veriyor bahçıvana...

Aradan yıllar geçer...

Halife Harun Reşit, yattığı uykudan uyanır, gözleri açılır, kulakları duymaya başlar...

?Civar ülkelerden gelen uyarıların ve halktan yükselen tepkilerin, hiç de yersiz olmadığını düşünmeye başlar!..

Bermek´ler, Halife Harun Reşit´in kendilerine beslediği büyük güven ve yakın ilgiyi istismar ederek, sadece Saray kademelerini değil, eyaletleri de kendi yandaşları ile yönetmeye başlarlar!..

Devletin her kademesini anlayacağınız bir ?ur? gibi sarmışlar, en ücra yerlerine bile kendi adamlarını yerleştirmişlerdir!..

Yattığı derin uykudan uyanan Halife, Bermeklerin bir devlet içinde devlet kurmak için uğraştıklarını ülkenin her yanını ele geçirdiklerini ve kendisini devre dışı bıraktıklarını fark edince, derhal emir verir:

Bermek´leri kılıçtan geçirin!..

Yaşlılarını da zindana atın!? der.

Emir, yerine getirilir!..

Bermek´ler öldürülür.

Peki, Bahçıvan´a ne olur?..

Halife´nin emri üzerine, görevliler bahçıvanın evine de giderler...

Ya kılıçtan geçirecekler, ya hapse atacaklardır!..

Ama, bahçıvan; hemen, Bermek´i olmadığına dair, Halife imzalı belgeyi gösterir!..

Gördüğünüz gibi, ?ben Bermek´i  değilim? der ve kellesini kurtarır!..

Kılıçtan geçirme ve zindana atma operasyonu? sona erince, Harun Reşit, son durumu öğrenmek için kurmaylarını çağırır ve sorar;

?Emrimi yerine getirdiniz mi??

Kurmaylar der ki;

?Listedeki herkes ya kılıçtan geçirildi, ya zindana atıldı... Sadece bir adam kaldı... Ama ona dokunamadık, çünkü elinde sizin imzaladığınız bir belge vardı!?

Halife; ?Hatırladım ben onu... Onu bulun ve bana getirin? der...

Bahçıvan huzuruna getirilince, Harun Reşit sorar adama;

?O gün, Bermek´i olmadığına dair, benden ısrarla belge istedin... Ben de verdim... Peki, bugünlerin geleceğini nereden anladın??

Bahçıvan der ki;

?Sultanım; hani, o elmayı koparmak isterken vezir sizin omzunuza basmıştı ya... İşte o an dedim ki; eyvah, bizim sonumuz geldi!?

Harun Reşit, araya girip; ?Ama ben söyledim omzuma basmasını? deyince, bahçıvan der ki;

?Fark etmez sultanım... Sizin Sultan olarak vezirinizin omzunuza basmasını istemeniz bir alicenaplıktır, büyüklüktür... Siz istemiş olsanız bile vezirinizin omzunuza basması hem şımarıklık, hem had bilmezlik, hem de küstahlıktır!.. Sizin omzunuza basıp meyveyi koparmak yerine, pekâlâ beni çağırabilir ve benden isteyebilirdi!.. Bir adam, vezir de olsa, sultanının omzuna basacak kadar cüretkâr ve had bilmez olduysa, bunun sonu felâkettir!.. Ben, işte o gün bu felâketi gördüm ve sizden o belgeyi istedim.?

Evet, atalar ne demiş: "İslam´ın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir." Zira, unutulmamalı ki, haddini aşanlara Allah eninde sonunda haddini bildiriyor!.. Hz Ali cennet mekanı da unutmamak gerekiyor her şeyin affı olur ancak devlete ihanetin  asla....   

Yorumu siz değerli okuyucularıma bırakıyorum. Saygılarımla.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —