İsmail Gürol UĞURLU

Tarih: 23.11.2016 11:02

Ahıska Türkeri´nin Sürgün Edilmesi

Facebook Twitter Linked-in

Kasım ayı Türk Milletine tarih boyunca hiç uğurlu gelmemiştir. Karaçay Türklerinin soykırıma uğrayarak sürgün edilmesi bu ayda olmuştur. Türk Milletinin kurucusu Atatürk´ün vefatı bu ayda olmuştur. Ayrıca Ahıska Türklerinin de soykırıma uğrayıp sürgün edilmesi yine bu ayda olmuştur. Geçen hafta Karaçay Türklerinin dramını ele almıştım. Bu haftada yine bir Türk boyu olan Ahıska Türklerinin soykırıma uğrayarak sürgün edilmesi olayını, okuduğum bir kaynaktan çok etkilendiğim için sizlerle paylaşmak ve Ahıska Türkeri´ne vefa borcumuzun bir gereği olarak bu tür tarihi olayları hatırlatarak unutulmamasını sağlamak istedim.

Ahıska Türkleri, 14-18 Kasım 1944´te ?sınır güvenliğini tehdit ettikleri? gerekçesiyle ve Sovyetler Birliği lideri Stalin´in emriyle Gürcistan´daki öz yurtlarından sürüldü. Hâlbuki Ahıskalı Türkler de o günlerde Rus Ordusu saflarında Almanlara karşı savaşıyorlardı. Çoğu Ahıskalı erkek, Rus Ordu Komutanlarından kahramanlık madalyaları bile almıştı! Sürgüne tabi tutulan köylerde yaşlı ve bakıma muhtaç olanların haricinde sağlıklı tek bir erkek yoktu.

Bir kaç yatak yorgan haricinde, hiç bir gıda maddesi almalarına olanak tanınmayan ve tren vagonlarına istiflenen Ahıskalı yaşlılar, kadın ve çocuklar, Rusya´nın sert hava koşullarında, aç susuz günlerce yolculuk ettiler. Ahıskalı Türkler aile birliği dahi gözetilmeden Sovyet topraklarında dört bir tarafa dağıtıldılar. Tren istasyonlarında dağıtılan bir kâse çorba haricinde, sürgün edilen Ahıskalılara başkaca gıda maddesi verilmedi. Yolculuk esnasında ölenler, tren vagonlarından aşağı atıldı.

Rus askerler Türkleri vatanlarından sürerken, Gürcüler Türklere ait, işyeri ve tarlaları talan ettiler.

Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan; ABD, Türkiye, Rusya, Kırgızistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Ukrayna, Kıbrıs ve Gürcistan´da yaşayan Ahıskalı Türklerin sorunları günümüze kadar çözülemedi.

Sürgün tarihine kadar Ahıska Türkleri, Gürcistan´ın güneyinde, Karadeniz´in Acaristan kıyısından Kura Nehri´nin Borcomi Deresi´ne kadar olan 150 km´lik bir arazide yaşıyorlardı. Kendi ülkemizdeki iç kavgalardan, iktidar oyunlarından vakit bulamadığımız için, Ahıska Türkleri dâhil, Türkiye Cumhuriyeti hudutları dışında kalan Türklere hiç bir ilgi göstermiyoruz. Bugün de ateş altında olduklarını bildiğimiz Irak ve Suriye´deki soydaşlarımıza gerekli ilgiyi göstermemeye devam etmekteyiz.

1944 yılında, 14-18 Kasım tarihleri arasında Stalin´in emriyle bir gecede sürgün edilen 90.000 Ahıska Türk´ü, önceden belirlenen yerleştirme programına uygun bir şekilde, 13 Cumhuriyete ve 46 İl´e aileleri bölünerek yerleştirilmiştir. Sevkiyatın sonbaharın, dondurucu soğuğunda ve haftalarca sürmesi sebebi ile açlıktan ve hastalıktan 15. 000´den fazla Ahıska Türk´ü ölmüştür. İnsanlık tarihinde emsali az bulunan bu ölüm ve yok etme sürgünü, Gürcü asıllı Stalin´ in nasıl bir Türk düşmanı olduğunu göstermesi bakımından özel anlam taşımaktadır. Ahıska ve Acara Türkeri´nin, Osmanlı Türkeri´nin son parçası olarak görülmesi ve Türkiye ile sınır bölgelerinde yaşamaları ölüm sürgününe gönderilmelerine gerekçe olmuştur.

Çok kimsenin hayal dahi edemeyeceği işkencelere ve zulümlere uğrayan Ahıska Türkleri, göstermiş oldukları dirençle Stalin´in yok etme planını boşa çıkarmışlardır. Mevsimin, yolculuğun olumsuz şartlarına, açlığa ve susuzluğa rağmen 15.000 kişinin ölümü, Stalin´in kurmay heyeti ve K.G.B tarafından az bulunmuştur. Sürgün sırasında Ahıska Türkleri arasındaki yardımlaşma ve kenetlenme, yapılmakta olan katliamın hızını kesmiş, çıkan karışıklıklar beklenilen sonucu vermemiştir. Uygulanmak istenen programa göre, halk isyana teşvik edilecek, sonuç olarak, isyanı bastırma gerekçe gösterilerek Rus ve Gürcü askerleri imha etme işine girişeceklerdir. Bu menfur planı önceden sezen yaşlılar, Rus ve Gürcü askerlerine böyle bir fırsat vermemişlerdir. Beklenilenler olmayınca bu kez de halkın arasına sokulan casuslarla, çıkan hastalıkların öldürücü olduğu ve herkesin nehre dökülerek yok edileceği haberi yayılmıştır. Yayılan haber üzerine halkın vagonları zorlayıp kaçacakları ve bu plan gereği büyük bir kısmının otomatik silahlarla öldürülebileceği düşünülmüştür. Bu planların hiç biri tutmamış, iman, sabır ve tevekkül, Rusların kötü emellerini kursaklarında bırakmıştır.

Orta Asya´ya (Türkistan´a), Rus Federasyonu´na ve Sibirya´ya sürülen Ahıska Türkleri, 1944 yılından 1956 yılına kadar pasaportsuz ve kimliksiz yaşamışlardır.

Sürgün yıllarında Ahıska Türkeri´ne mazilerini ve öz kimliklerini unutturmak için ?Siz Meskensiniz?, ?Gürcü halkının parçasısınız, Türk değilsiniz, Gürcü Müslümanlarsınız.? gibi telkinler yapılmıştır. Yapılan telkinlerin hiçbiri etkili almamıştır.

Uygulanan planlı sürgün, aileleri parçalamış, yıllar yılı kardeş kardeşe, karı kocaya, ana evlada hasret kalmıştır. Ahıska Türkeri´nin çilesi bunlarla da bitmemiş, sürgünden sonra ikinci büyük darbe, 1989 yılında ?Fergana Olaylarında vurulmuştur. KGB´nin tahrikleri ile harekete geçen Özbek gençleri çok sayıda Ahıska Türkü´nü öldürmüştür. Kardeşin kardeşi yok etmesinin en acı örneği yaşanmıştır. Katliamı yaptıran Ruslar, bu yetmiyormuş gibi akabinde Ahıska Türklerini koruyor görünerek, onları bulundukları yerlerden daha uzaklara göndermişlerdir. Sayıları son istatistiklere göre; 400.000 ile 500.000 kadar olduğu tahmin edilen Ahıska Türkleri rejim aleyhtarı ilan edildikleri için kamu kurumlarında görev alamamaktadırlar. 1991 yılına kadar Türk gençleri üniversitelere alınmamışlardır. Bütün engellemelere rağmen kendi aralarında sosyal ve ekonomik yardım gurupları oluşturan Ahıska Türkleri, idari yapı üzerinde baskı kurarak temel hak ve hürriyetlere sahip olmak için bütün güçleriyle çalışmışlardır. Fergana olaylarından sonra Ahıska Türkeri´nin büyük bir kısmı Kazakistan´da yerleşmiştir. Sayıları 160. 000´i aşan Ahıska Türkleri, 1991 yılında ?Kazakistan Ahıska Türkeri´nin Türkiye Derneği? adı altında teşkilatlanarak siyasi bir güç oluşturmaya çalışmışlardır. Bu dernek vasıtasıyla, Ahıska Türkleri isimlerini her yerde duyurmaya başlamışlardır.

1992 yılında Ahıska Türkeri´nin göçmen olarak Türkiye´ye kabulünü öngören (11 Temmuz 1992 ?No: 38- 351 Sayılı Resnıt Gazete) karar TBMM tarafından onaylanmıştır. 1993´te 65 aile Türkiye´ye göç etmiştir. 1997´de 4.000´den fazla aile Türkiye´ye gelebilmek için T.C Kazakistan Büyükelçiliği´ne başvurmuştur.

Ahıska Türkleri, Türkiye´den göç sonrası hiçbir şey istememektedir. ?Bizi Türkiye´nin en metruk yeri sayılan Doğu Anadolu´ya yerleştirin. Hayvancılık yaparız. Toprağı işleriz. Devlete yükümüz olmaz. Birkaç sene içerisinde üretimle geçeriz. Yeter ki Türkiye´ye gelelim.? demektedirler. Saygılarımla.

Kaynak: Ahıska Türkeri´nin Dramı, Ali Paşa Veyseloğlu, Ocak yayınları (1999)

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —