Senem TURGUT


CANIMIN BİR PARÇASI (II)

CANIMIN BİR PARÇASI (II)


                Babasının yanında sesi çıkmayan oğlum bana bütün hırçınlığını kusuyordu adeta. Babasının uzun yol şoförü olması ve eve üç dört günden önce gelememesi, bizleri bir çıkmazın içine sürüklüyordu sanki.

                Tekrar mutfağa döndüm ve elimde olmadan ağlamaya başladım. İçim yanıyordu.

                Sandalyeye çöktüm. İyi ki eşim bu olanlara şahit olmamıştı. Çok üzülürdü. Babasının gurur kaynağı, şimdi annesine düşmanca hareketler sergiliyordu. Aslında beni de çok sevdiğine emindim ama fikir çatışması aramızı bozuyordu.

                Çıkış kapısının yanında ayakkabılarını giyerken,

                ´´Babam ne zaman gelecek seferden?´´ diye sordu. ´´Yarın akşam burada olacakmış.´´ Dedim. Yazlık montunu giydi tam çıkmak üzereyken, ´´Eve bir şey lazım mı?´´ Diye sordu.

                ´´Hayır.´´ dedim önce...

                Sonra düşündüm ki kendini bu evin erkeği zannedip evle ilgilenmek İstiyor, ´´Market alışverişi yapmam gerekiyor ama baban gelince de alabiliriz,  acil değil´´ dedim.

                Kapıyı kapatırken ´´İstersen akşam nöbet çıkışı birlikte alabiliriz.´´ Dedi.

                ´´Olur,´´ dedim gülümseyerek. Kapı kapandı ve Kerem gitti.

                İçim parça parça olmuştu adeta. Hem kafamı dağıtmak, hem de eşim gelince yapamayacağım için temizlik yapmaya karar verdim.

                Nisan ayının bir sıcak bir soğuk havasının evime girmesi için önce camları açtım, sonra balkon kapısını... İki yıldır çalışmıyordum ve rutin ev temizliğine yatakları toplamakla başladım. Bir taraftan da çamaşırları makineye attım. Yaklaşık iki saatte ev temizliğini bitirdim. Buzdolabını açıp bugün ne yemek yapsam diye düşünürken cep telefonum çaldı. Eşim Ersin arıyordu.  Buzdolabını kapatıp, cep telefonumu açtım.

                ´´Kerem nerde?´´ diye sordu. ´´İşe gitti.´´ Dedim. ´´ Bugün nöbeti varmış.´´

                ´´Motosikletle mi gitti?´´ diye sordu yine eşim. ´´Galiba?  Görmedim ama sanki sesini duydum motosikletin.´´ Dedim.

                ´´Bir şey mi oldu? Sesin kötü geliyor.´´ dedi Ersin.  Ağlamamak için kendimi sıktım. Ve Ersin anlamasın diye havadan sudan muhabbet etmeye başladım. Yirmi yıllık kocam? Benim ses tonumdan ne olduğunu hissedebiliyordu. Altıncı hissi çok kuvvetliydi. Benim Keremle kavga ettiğimi mutlaka hissetmiştir. Küçük bir sessizliğin ardından, ´´ Neyse, yarın gelince konuşuruz, canını sıkma.´´ Dedi. Ses tonumu dengede tutarak, ´´Tamam, görüşürüz.´´ Dedim ve cep telefonumu kapattım. Tekrar buzdolabına döndüm. Ne pişireceğimi bilmeden sebzeleri gözden geçirdim. Aslında buzluktan kıyma çıkarsam ve köfte patates yapsam? Kerem de çok sever.

                Ani bir kararla buzluktan kıyma çıkardım ve mikrodalgada çözdürdüm. Köfte harcını hazırladım ve buzdolabına dinlenmeye bıraktım. Akşamüstüne doğru patateslerle birlikte kızartırım diye düşündüm. Yanına bir de tavuk sulu pilav yaparım. Kerem de çok sever pilavı. O yüzden pirinci ıslatıp bıraktım banko üstünde.

                Çamaşır makinesindeki ikinci posta çamaşırları da balkondaki çamaşır iplerine astım. Buzdolabındaki not defterine mandal diye not yazdım, zira mandallarım azalmıştı ve iki üç parça daha çamaşır olsa mandalsız asmak zorunda kalacaktım.

                Devamı yarın